Amatör Olarak İzlediğim Sanat Filmlerim de Var

Sanat filmi başlığını görünce kesin koşarak  uzaklaşacaksınız biliyorum ama sanat sanat içindir deyip yazmaya başlıyorum.Aslında öyle ağzıma gelen kekremsi tadın tenimde bıraktığı derin hezeyanlar tadında derin derin sanatsal bir yazı yazmayacağım.İstesem de o kadar bilgim yok zaten.Şair mi oluyorum ne oluyor lan bana triplerine de girmeyeceğim.Op Op Oppan Egosantrik Style bir yazı olacak yani.Düz bir insan olarak izlediğim sanat filminden ne anladım ya da anlamadım ondan bahsedeceğim.Aslında hep belgesel ve sanat filmi izlerim de yanlış anlarsınız falan uğraşmayayım (Yemediniz biliyorum)

Yumurta,Süt Ve Bal’ı izledikten sonra bu işleri zirvede bırakmaya karar vermiştim aslında.Eyvallah çok güzel filmlerdi.Hani bir tabir var ya “anlatmak istediği bir derdi olan bir film diye” heğğh bu filmler tam da öyleydi.Ama insanı yer yer sıktığını da söylemeden edemeyeceğim. Benim için film dediğin seni 1-2 saat artık kaç saatsa bir rahatlatacak,gerecek,ne bileyim kafaları bir çalıştırtacak,mutlu edecek falan falan falan.Ama böyle saatlerce konuşma olmayan bir ekrana bakıp “ooo abi sanat bu eheheeh tabi” demem bekleniyorsa afedersiniz ben öyle sanatın içine ederim.”Gerçek hayatın aynısını gösteriyor işte siz ne anlarsınız sılaklar yıha” diyenler var şimdi sanat filminden tam olarak ne anladıkları belli de değil gerçi ama gerçek hayatı görmek istesem niye film izleyeyim ben arkadaşım ya.Ne diye emek vereyim. Orada adam hiç konuşmadan yarım saat oturunca ne anlayayım şimdi tam olarak ben.He çok güzel sanat filmleri de gördüm az sonra onlara da geleceğim.Gerçi neyi,neye göre sanat filmi olarak adlandıracağız ondan da emin değilim.Hiç konuşma yoksa ya da sen bir halt anlamıyorsan arada haşur huşur bir kombi sesi geliyorsa mı sanat filmi demeliyiz acaba ? Neyse fazla ciddileştim benim bünyem fazlasını kaldırmaz.

Bir dakika.Bir şey daha söyleyeceğim Kubrick filmleri için de bu geyik var. “Kült filmler bunları bilmek lazım hocam” Ee ne anladın? “Hiçbir bok anlamadım ama on numara filmdi” .Bizim milletin var gerçi böyle takıntıları bir film manyaklarca övülüyorsa gram bir şey anlamasan bile o film ohohooğ dünyanın 8. harikasıdır. Ya da bir kaç yönetmen mimliyorlar kişinin entellektüel olduğunu güya idrak etmemizi sağlayacak. “Woody Allen mı ahaha bayılırım her filmini izledim (görüyonuz değil mi paçamdan kültür akıyor ahahaha) ” ya git bir çay koy allasen ya.Özümseyerek sevenlere gerçekten saygı duyuyorum tam olarak ne almam gerektiğini anlayabilseydim keşke ama ölçülü övün filmleri,herkes seviyor diye seviyormuş gibi görünmeyin.Sizin yüzünüzden film izleyemez olduk yemin ediyorum.

Sonra günlerden bir gün acımadık yine sanat filmi olarak adlandırılan 3 Maymun’a gittik.(Film bulamadıydık gerçi ama gittik mi gittik) Eh en azından bir şeyler anlatıyor,konuşmaların arasında uzun uzun boşluklar yok,anladık da yani ne anlatılıyor,hem tanıdımız insanlar var  ve üstüne sonradan  öğrendik ki Nuri Bilge Ceylan filmiymiş yalnız ve güzel ülkem geyikleri falan adam patladı biz de böyle sanatsal ekşınlara girdik diye deli gibi sevindik bir görseniz.Ön yargımızı kırdık.Sanat filmi de anlaşılabiliyormuş yani diye.Ara ara yine sıkıldım tabi tam randımanlı sanat filmi deneyimim için Cenneti Beklerken’i beklemem gerekiyormuş.Masumiyet de vardı aslında ama onun sonunu beğenmemiştim

İlk defa bir filmi 2-3 kez izlemişimdir.Derviş Zaim filmi olduğunu öğrenince tam olarak bir sanat filmini sevdiğimi öğrenip şoklardan şok beğenmiştim.Sanat filmlerinin de yiyecek ekmeği varmış benim dünyamda demek ki.Filmin konusunu anlatmaya da üşeniyorum ama hatırladıklarımı yazacağım.Bir kere 17 yüzyılda geçiyordu ki benim gibi ezelden beri böyle tarihsel şeyleri seven biri için bulunmaz nimetti.Serhat Tutumluer oynuyordu (Varan 2) Oynadığı karakter(Eflatun) bir  nakkaş (minyatür çizen kişi) idi.  Anadolu’ya gönderilir.Sebebi de sözde bir şehzade türemiştir ve onun kellesi kesildikten sonra resmedilmesi gerekmektedir.Resmedecek usta da bizim Eflatun’dur. Başrol oyuncuları hep böyle tuttuğunu koparan übersonik insanlardır ya ölümden korkmazlar,her tehlikeye atılayım edeyim nasıl olsa ben başrolüm ben ölürsem film biter tadında olur ya bu Eflatun efendi öyle değildi.Gayet ölmekten korkuyordu ve hayatta kalabilmek için rasyonel bir insanın yapması gereken tercihleri yapıyordu. Eflatun  zaten egzantrik de bir adamdı filmin başından beri.Adı Platon’dan ileri gelmekteydi felsefik işler de vardı anlayacağınız.Sahne geçişleri arasında minyatürlerle bir şey anlatmaları ve müziklerini çok çok beğenmiştim.Böyle yana yakıla film önermem genelde ama ben çok sevmiştim izlediğimde siz de şans verin yok  kesin izleyin sanat filmi sevmiyorsanız da izleyin,izleyin de izleyin.Hadi Çavbella.

Reklamlar