Bilumum İlginç Bilgiler #1

Merhabayın.Uzun zamandır bu yazı dizisini yapmak istiyordum aslında.Çok ilginç ya da önemli olduğunu düşündüğüm şeyleri unutmamak adına yazayım diyorum ama bir türlü nasıl başlayacağımı kestiremediğim için sürekli erteliyordum.Başlamak bitirmenin yarısıdır hayat dersinden yola çıkarak artık yazayım da içimdeki vicdan azabımsı şey gitsin artık dedim.Başlıyorum 😀

Geçenlerde NTV tarih ( yine yeniden söylüyorum tarihle ilgili bir şeyler okumayı seviyorsanız gayet yeterli olduğunu düşünüyorum) okurken insanların ilk denize nasıl girdikleri ile ilgili bir yazıya denk geldim ve çok ilgimi çekti.Zamanında insanlar denize girmenin gayr-ı ahlaki olduğunu düşünüp denize girmeyi akıllarının ucundan bile geçirmezlermiş.Afedersiniz ama kafanıza tüküreyim sizin.Denize girilmeden yaşanır mı yahu.Neyse akademik dilimi bozmamam lazım. İngiliz amcanın(Richard  Russell) denizin iyileştirici etkisi üzerine kitap yazana kadar insanlar sudan ölümüne korkuyorlarmış.Bilumum hastalıklara iyi geldiğini de iddia edermiş kitabında.Bir yandan da ortalıkta uyuz salgını var.Herkes deli gibi kaşınıyor.Ne yapmışlar atmışlar kendilerini kızgın kumlardan serin sulara.İşin içine krallar,dükler,düşesler girince deniz turizmi almış yürümüş tabi.

Bir de banyo makinesi diye bir şey icat etmişler.Denize sürülüyor bunlar.Kiralıyorsunuz.Denizin ortasında içinde giyinip soyunuyorsunuz,bunun içinden suya atlıyormuşsunuz.Kadın ve erkek ayrı yerlerde denize girmek zorundaymış.O ahlaki bulmama meselesini hala çözememişler anlayacağınız.Kadınlar bugünkü anlamda bildiğimiz mayodan çok uzak bir şekilde bildiğimiz içlik ile deniz suyunun nimetlerinden faydalanıyorlarmış.Hatta deniz suyunun deliliği bile iyileştirebileceği söylenirmiş.Bir kaşınma nelere yol açmış bakınız,görünüz.Tabi daha önce denizin yüzüne bakmayan soyluların baş mekanları olmuş buraları.Sonrasını biliyorsunuz denizi olan her yeri sahil yapma telaşı,bir yandan denizin içine etme telaşı,her yer turizm cenneti falan.

 

Bateri nedense hep ilgimi çekmiştir.Yapımları ile ilgili detayları bile öğrenmeye çalışmışımdır.Bunlarla ilgili bir şeyler okurken denk geldim bu bilgilere.O yüzden şimdi biraz size Zilciyan ailesinden bahsetmek istiyorum.1618 yılında Avendis Usta özel bir teknikle yaptığı bir zil üretiyor.O zamanın padişahı tarafından çok beğeniliyor öyle ki kendilerine Zilciyan soyadı veriliyor.1623’te ilk atölyelerini Samatya’da açıyorlar.Zamanın padişahlarından,vezirlerinden büyük yardım görüyorlar.Hatta zilleri  diğer ülke bandolarında kullanılmaya başlanıyor.Neyse savaş patlak verince ailenin bir kısmı Amerika’ya göç ediyor  ve bu işi orada sürdürmeye devam ediyorlar.İşte olay bundan sonra başlıyor artık.Ailenin Amerika’daki kanadının işleri o kadar ilerliyor ki günümüze kadar birçok ünlü baterist bu zilleri kullanmaya başlıyor.Ben diyeyim Beatles,Rolling Stones,Deep Purple siz deyin Pink Floyd,Queen.Zillerin üzerinde  hala Turkish Symbals ,İstanbul ve Avendis Zilciyan’ın Arapça yazılmış ismini görebilirsiniz.Kendimi mutlu hissediyorum nedense konserleri falan izlerken.

Bir yazıyı daha böylece noktalıyorum.Esen kalınız.

Reklamlar