The Shining

Gerilim filmlerini izlemekten her zaman kaçınmışımdır.Kapıdan,bacadan bir şeyler çıkacak düşüncesiyle uyuyamam.Gece gördüğüm her şeyi dehşetli bir katile benzetip 32 kısım tekmil birden hikaye yazarım.Yorganı öyle üstüme çekerim ki ne kadar nefessiz kalabiliyorum denemeleri yapmak zorunda kalırım. “Ben korkmam yeaa,bunlar gerçek değil ki film,aman işte adamlar orada kim bilir nasıl eğlenerek çekiyor bunları” şeklinde kendimi avutma cümleleri kuramam.Kursam da inanmam.Yani  artizliğin lüzumu yok ben deli gibi korkarım.Ama benim de gözümü kararttığım anlar oluyor tabi.İşte o anlarıma denk gelen şanslı film bu sefer The Shining oldu.

Sinirli, alkolik ve suratından daima gerilim akan Jack Torrance (Jack Nicholson) ki bu sebeplerden öğretmenlikten atılmıştır.Bir arkadaşının tavsiyesiyle dağ başındaki bir otelin bakıcısı olacaktır. Kış aylarında hiç müşterisi olmayan bu otelin karısı ve çocuğuyla birlikte bakıcılığını üstlenecektir.He kendisi bir de roman yazmaya meraklı bir adam olduğu için tüm kış romanıyla uğraşmayı planlamaktadır ki iş planladığı gibi gitmeyecektir bir takım doğaüstü güçler aileyi rahat bırakmayacaktır.Olaylar olaylar anlayacağınız.

Stephen King romanı olduğunu ve Stanley Kubrick tarafından çekildiğini söylemem lazım.Gerçi King beyler beğenmeyip daha sonra yapımcılığını kendinin yaptığı bir film daha çektirmiş ama beğenmediği bu filmden daha kötü olmuş şeklinde rivayetler var.Ne yazsam spoilere gireceği için tadını kaçırmadan bir kaç noktaya değinmek istiyorum.İmgeler,atıflar o kadar kapalıydı ki filmden Tanrı’nın insanların kararlarını bildiği ama buna karışmadığını,reenkarnasyonu,Kızılderili Soykırımını,Amerikalıların Siyahilere karşı tutumlarını (Klu Klux Klan olayları) anlamamız icap ediyormuş ki ben bunların hiçbirini anlamadım.Film bittiğinde kalakaldım.

Kubrick Jack Nicholson’ın baltayla ekşına giriştiği yeri tam 127 kez  çekince ailenin annesini oynayan Shelly Duval sinir krizi geçirerek rol nasıl gerçekçi oynanır dersi vermek zorunda kalmıştır malesef.Küçük çocuğu oynayan Danny oynarken bunun bir korku/gerilim filmi olduğunu bilmeden oynamış ve Kubrick bey amca bir daha hiçbir filmde oynamayacağı şeklinde anlaşma yapmış ve gerçekten bir daha başka hiç bir filmde oynamamış.Dünya çapında önemli bir film olduğunu söyleyeyim de hala meraklanmadıysanız nemenem bir filmmiş deyip izleyin.Tabi kime göre neye göre tartışılır oraları.Filmin magazinsel yerleri bu kadar sayın okuyucular.

Film klasik korku filmleri gibi karanlık bir atmosferde ya da yandan bir şeyler fırlattıp korkutma amaçları gütmüyordu ki bu türlüsü daha bir rahatsız ediyormuş,daha bir diken üstü oluyormuş insan.Küçük çocuğun hayali arkadaşıyla konuşması,babanın tipi ve konuşmaları,annenin hiç bi cacıktan habersizliği falan tef gibi olduk işin özü.Çocuğun otelin geniş salonlarında bisiklet sürmesi bile başlı başına bir gerginlik sebebiydi siz burdan pay biçin.Burada kesiyorum ve öneriyorum.Esen kalınız.

Reklamlar