Türk Filmi Müzikleri Vol.2

Yine bir Yeşilçam yazısında da siz değerli okuyucularımla buluşmanın kıvancını yaşıyorum.Yazımızın amacı okurken ağzınıza bir parmak bal çalmak,günün verdiği yorgunluktan uzaklaştırmak velhasılı kelam şu gökkubede hoş bir sada bırakmaktır.Oy 2 dakika Trt spikeri gibi konuya  gireyim dedim lafları hatırlayana kadar akla karayı seçtim. Günümüze dönüyorum hemen.Benim ne haddime böyle laflar etmek. Adam gibi yazını yaz diyorsunuz değil mi? Sizi dinliyorum ve hemen konuya giriyorum daha önce şurada yazmış olduğum Türk Filmi müziklerinin devamı niteliğinde  bir yazı ile karşınızdayım.

O olmasa bu Türk Sineması nerden ekmek yiyecekti acaba diye düşündüğüm Kerime Nadir tarafından yazılmış bir eser oluyormuş Zambaklar Açarken.Benim de en favori filmlerindendir.İzlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Francis Lai ‘nin (1932’de Fransa’da doğmuş Oscar ve Golden Globe Ödüllü Besteci,akerdeonist)  La Course Du Lievre A Travers Les Champs filmde öyle bir yerde çalar ki bu melodi adeta aklınıza kazınır.Filmde en sevdiğim müziklerden biri de filmle aynı adı taşıyan Zambaklar Açarken‘dir.Şimdilerde hepimizin saksı değilim ben nidaları ile hatırladığı ama bir zamanlar genç kızların sevgilisi,onların hayallerini süsleyen Türk Elvis Presley’i Erol Büyükburç tarafından söylenmiş.Bestecisi de bizim Gülbeyaz dizisinde Gülbeyaz’ın babası Kamil olarak tanıdığımız Bora Ayanoğlu‘na aitmiş.Breh breh breh.

Hiçbir yerde sadece şarkıyı bulamadığım için ilk 3 dakikayı dinleseniz yeter 😀

Kartal Tibet’in büyük bir hayranı olarak bu film en güzel Kartal Tibet filmlerinden biri olarak tarihe,defterlere,hafızalara artık nereye geçmesi makbulse oraya geçsin rica edeceğim.Kenan Manizade (Kartal Tibet) Nermin’e    (Hale Soygazi) bir beyaz menekşe verirken arkadan bu sefer komşudan gidip ödünç aldığımız insanın böyle ciğerine ciğerine bir yumru oturtan Mikis Theodorakis‘in (1925 yılında Sakız adasında dünyaya gelmiş.Ünlü film Zorba için bestelediği müzikle  Sirtaki‘nin dünyaya yayılmasını sağlamıştır) Paola‘sı giriyor.

Sezercik filmlerini her ne kadar sevmesem de melodisine bayıldığım için hatta telefon melodim olarak kullandığım için John Barry  (1933 yılında İngiltere’de doğmuş.6 Akademi Ödülü,2 Akademi adaylığı,4 Grammy ödülü,bilmem kaç kere Bafta adaylığı olan en çok James Bond’un müzikleri ile tanınan bu yıl aramızdan ayrılan ödüllere doyamayan biriymiş rahmetli.Hay maşallah) tarafından Midnight Kowboy filmi için yapılan Florida Fantasy  Yeşilçam’ın  espri duygusunu bir kez daha kullanarak Sezercik’in afacan hareketlerinin arkasına koymayı yeğlediği çok eğlenceli bir parça olagelmiştir.

Türk Sinemamız yine global kimliğini göstermiş filme Mozart‘ın 40.senfonisi eşlik etmiştir hem de Türkçe sözlerle.Koskoca senfoniye Türkçe sözler yazmak kimin aklına geldiyse kokulu kokulu öpüyorum onu burdan.Bu film bir de çok ilginçti yahu.Hatırladığım kadarıyla bizim melek yüzlü ama içi fitneğğğ,fesağğtt ve intikam hırsıyla dolmuş Türkan hanım filmdeki adı Dürrin gazino ortaklarının üçünü de çeşitli Ali Cengiz oyunları ile öldürüp bir de resimlere rujla çarpı atıyordu ki esprilerimizin pek çoğuna esin kaynağı olmuştur.Kadının evinde intikam alacağı tüm adamların bir boy,bir portre olmak üzere çeşitli resimleri vardı ve onları öldürdükçe kırmızı bir rujla mission accomplished dercesine çarpı atıyordu.Ama Tarık Akan’a kıyamıyordu ee ona kim kıyabilir ki?

Hülya Koçyiğit’in ve Ediz Hun’un ölümüne genç oldukları ve benim sürekli ikilinin bu hallerini görünce Hıçkırık ile karıştırdığım 1968 yapımı film.Filmde Hülya Koçyiğit’in ilerleyen yıllardaki oğlunu da junior Ediz Hun’un oynamasıyla yok artık dedirtebilecek ama çok da güzel bir filmdir.Hülya Koçyiğit  junior Ediz Hun ile dans ederken sözlerini Rafet Başaran‘ın yazdığı,müziğini Rıza Ateş’in yaptığı pek güzel parça olan Nisan Yağmuru çalmaya başlar.Hülya junior Ediz’e baktıkça eski aşkı depreşerek kah ağlar kah güler dans esnasında.Ayırca Flash tv yaşlandırma tekniği ile yaşlandırılmıştır Koçyiğit hanım es geçmeyiniz.

Kimsenin kaç kere izlediğini bilmediği ama ne zaman görsek halk olarak oturup defalarca defalarca izleyebileceğimiz filmlerden.Geçmiş zamana duyulan özlemi artıran,biz retro severlerin başucu eserleri olarak gösterdiği filmlerdendir bunlar.Vecihi’nin aşkına hep beraber üzüldük,sevindik.Vecihi ile beraber bizim de peki öyle olsun dedik,çocuklarla bir olduk ana ile babayı barıştırmaya çalıştık,boeing Ankara’ya nasıl indirilir öğrendik,Adile Naşit Münir Özkul sıcaklığını gördük.He şu yönden eleştiriyorum tabi.Turşunun iyisinin neyle yapıldığını şahsen sayelerinde halen bilmiyorum.Turşunun iyisi limonla yapılır desem çıkıp birinin hayır sirkeeeeğğğ diye bağırmasından korktuğum için asla öğrenemeyeceğim ben bu işi.Aslında İsviçreli bilim insanları gelip bizi  neden ahali bu  filmleri milyon kere seyrettiği halde hala neden aynı şevk,heyecan ve mutlulukla izliyor diye araştırma yapsa insanlığın pek çok sırrı açığa çıkabilir.Bunu bi düşünün derim bilim insanları.He unutmadan müzikler Melih Kibar Bey’e aittir

Bir yazının daha çok şükür sonuna geldim.Filmleri izlememiş olanlar mutlaka izlemenizi öneririm.Esen kalınız.

Reklamlar