Türk filmlerine bir de müzikleri ile bakalım mı

Türk filmlerini hep oyuncuları,konuları,bizi ne kadar etkilediği ya da etkilemediği,klişeleriyle,bazen çok sıkıcı olmalarıyla (benim gibi türk filmi sevdalısı iseniz pek sıkıcı olduğu söylenemez ),saçma çekim teknikleri ile değerlendirmişizdir.Ben bu sefer farklı bir bakış açısı da kazanmamız umuduyla müziklerinden bahsetmek istiyorum yani bahsetmeye çalışacağım.Hep yabancı filmlerin soundtracklerinden bahsedecek değiliz ya.Arada yerli malı yurdun malı demekte lazım değil mi?Gerçi türk filmlerinde kullanılan şarkılarının çoğunun yerli malı olduğunu söylemek pek mümkün değildir.Bu yüzden size Türk filmleri müziklerinin yaratıcısı deyince akla ilk gelen isim Paul Mauriat’ı tanıtacağım.

1925 yılında Fransa’da doğmuş bir orkestra şefidir kendileri.Charles Aznavour ve Maurice Chevalier gibi önemli müzisyenlerle çalışarak büyük başarılar elde etmiş ama asıl başarısını 1961 yılında Amerika’da  Little Peggy Lee tarafından seslendirilen I will follow him şarkısıyla kazanmış.Kendisi ile bulabildiğim bilgi sınırlı olduğu içi fazla uzatmadan eserlerine geçmek istiyorum.Daha fazla bilgi bulabilirsem yeni bir postta tekrar yazarım.Amcamız yaratıcılık konusunda sınır tanımadığı için yüzlerce eseri var ama genelde Türk filmlerinde kullanılanları tanıtacağım.

Tüm filmlerde nerdeyse sürekli kullanılmış olan bir İsadora vardır ki dinler dinlemez türk filmi izliyor etkisi aniden gelir.Ediz Hun ile Türkan Şoray’ın oynadığı Ateşli Çingene ya da Gülşen Bubikoğlu ile Tarık Akan’ın oynadığı ki favori filmlerimden Yaz Bekarı aklınıza düşer.

Bir Leis peintre des toiles vardır tabi böyle söyleyince hiçbir anlam ifade etmiyor Türkçe bir isim vermeyip direk kullandıkları için anlamak zorlaşıyor ama Ediz Hun ile Türkan Şoray’ın oynadığı yer yer büyük saçmalıklar barındıran ama izlenmesi eğlenceli filmimiz Mavi Eşarp’ı izlediyseniz hatırlamanız zor olmayacaktır ya da bana daha da çılgın bir film olarak gelen Serdar Gökhan ile Hülya Koçyiğit’in oynadığı İki Bin Yılın Sevgilisi filmini hatırladıysanız.Detay olarak filmde insanlar reenkarnasyona uğruyorlardı,Türk filminin geldiği son nokta deyip baya şaşırmıştım filme.Baya baya fantastik bir fim.Filmi izlemenizi itinayla tavsiye ederim.Türk sineması neler yapabiliyor görün 😀

Şimdi sıramızı Love İs Blue alıyor bu şarkıyı dinleyince aklıma filmlerde deniz kıyısında yapılan aşk itirafları,kayıklarla sandallarla açılan 2 aşık geliyor.Yine Ediz Hun ile Türkan Şoray’ın bir filmi vardı Tatlı meleğimdi adı da.Kız önce çirkindir de sonra güzelleşir Ediz bey hiçbir şeyin farkında olmadan kızı ilk gördüğü anda bu müzik çalar,sahne zaten eğlencelidir müzikle de iyice bir parlar .

Paul Mauriat dışında Henri Mancini’nin de besteleri kullanılmıştır filmlerde özellikle de The  Night Visitors‘u dinleyince hani öyle müzikler vardır ya o çıkınca kesin kötü bir şeyler olur filmde biri vurulur,ölür,kötü haber gelir işte bu müzik çıktı mı öyle hissedersiniz.Cüneyt Arkın ve Fatma Girik’ten ve de filmlerinden zerre hazzetmesem de  görev bilinciyle bu video da burda bulunsun ama şarkı pek hoştur dinleyince çok tanıdık gelecek.

Aha işin içinde bir ekşın varsa çalınacak müzik de Henri Mancini Arabesquedir.Kötü adamların etrafta cirit attığı sahneler aklınıza gelmedi mi sizin de.Ya da başrolümüz hınzırca bişiler yapmıştır arkasındaki kötü adamları hem kontrol ediyordur hem de kaçıyordur bu esnada.Kadir İnanır ile Kartal Tibet’in oynadığı Bitirim Kardeşler vardı hani işte o filmde kullanılmıştı bu beste.Hafızam çok kuvvetlidir demiş miyidim 😀

Bu Henri Mancini diye anlatıp durduğum adam aynı zamanda pembe panter olarak bildiğimiz filmin de bestecisidir.Ek parantez olarak bulunsun burda.Tabi sadece yabancı müzikler kullanılmamış türkçe sözlü müziklerde kullanılarak sinemamız ihya edilmiştir mesela bir Seven Ne Yapmaz gerçeği var ortada. Her bulduğum yerde oturup bu filmi izlemezsem ayıp etmiş olurum. Müzikleri de ayrı güzeldir.Efem bulabildiğim kadarıyla bestekarı İsmet Nedim Saatçi güftekarı ise Sadık Şendil imiş.Fimi izlemediyseniz tavsiyemdir.

Gelelim türk insanın ortalama 15 20 kez izlemiş olduğunu tahmin ettiğimiz Hababam Sınıfı serilerine.Tabi ki eski serilerinden bahsediyorum yeni seriler tam evlerden ıraklık.Melih Kibar bestesi olan eserimiz çok yönlü bir eserdir şöyle ki yavaş çalındığında üzgün ortamın sesi oluyor hızlı çalındığında ise derler ya ölüyü diriltir öyle bir hale bürünebiliyor.

Favori filmlerinden bir diğeri olan Son Hıçkırık’ın müziğini duyurmasam olmazdı.Filmin tüm gotik havasına her ne kadar uygun olmasa da bir aşk hikayesi hatta iki tane aşk hikayesi olduğu bir de filmin adına uygun şarkı yapma modası sonucu  karşılayabileceğimiz güzel bir şarkıdır günümüz deyimiyle soundtrack’i.

Sıra geldi winpohu ile birlikte izleyip, müziklerini dinleyip ağlaştığımız Ah Müjgan Ah filmine.Sadri Alışık olsun da çamurdan olsun zaten nasıl ağlamaklı ama nasıl da gerçekçi anlatıyor durumu.Gözleri dört defa daha lacivert diyor ya adam orda sanki Müjgan beni terkedip zengin adama gitmiş gibi oluyorum filmi ne zaman izlesem.Şarkı böyle mi güzel okunur böyle mi içli okunur.Gel abi bırak Müjgan’ı diyesim geliyor her seferinde.Gam bağlıyor içimi

Türk filmleri müziklerini ne kadar anlatsak bitiremeyiz.İlerleyen bölümlerde devam etmeyi planlıyorum efem müzikleri ve de filmleri anlatmaya.Şimdilik esen kalınız

Reklamlar